...Rûh-i Gusül...

2/5/2009 - İçimden Geçen Zarif Adam

Kategori: Gri dokunuslar

Yazarlık bir militanlıktır, zira savunduğunuz, inandığınız bir düşünce var.

İster istemez o düşüncenin emrindesiniz... C. Zarifoğlu”


Bir zarif yaşamak vardı, bir şair yaşamanın zarifliği. Bir suya şiir yazmak vardı, bir sudaki şiirin zuhur-ehli olmak, o suda boğulmadan...

Hani bazı insanlar vardır, yazmak için doğmuştur. O Yüce Yaradan’ın kelâm-ı derya’sından nasibini fazlaca almıştır, belki de almayı bilmiştir. Bizim de bir Zarif amcamız var işte. Kendisine verilen sayılı nefesleri tüketmiş, lakin her nefesi için bir harf bırakmış ardı sıra. Gölgelenmek üzere uğradığı ağaç altında, fazla kalamamış, buna rağmen her keseye elini daldırmış, her keseden bir güzel adam çıkarmış, bunlar yedi güzel adam olmuşlardı.

Yedi adamdan biri bir gün / bir kan gördü / gereğini belledi / yâri asla koynuna / ayırmaz kanı yanından / beyaz haberlerim var kardeşlerim / - Bir güzel ince gelin / kabartır göğsünü toz duman içinde / gelinliği durur çıkartıp bıraktığı yerde / içerlerden bir taşlı tarladan / kaynayan nehrin gözünde / unutmuş gelin alınlığını / avuçları sıcacık yumulu bedenine dayalı / kalın bilekli badem topuklu / seyirtir o ince gelin / g r e v l i'lere şifalar götürmek için…”


Beyaz haberlerim var kardeşlerim, derdi Zarif amcamız. Şimdilerde o beyaz haberlere ne de muhtacız. Edebiyat dünyamızın adeta ebem kuşağı görünümünde seyrettiği son zamanlarda en çokta gençlerden bekliyoruz bu beyaz haberleri. Şiirin nesire, masalın öyküye, sözün sükûta karıştığı, susanla konuşanınayırt edilmediği şu zamanda bir üçüncü yeni arıyor gözler sanki. Bir yeni Zarifoğlu gelir mi bilinmez ama, en azından üçüncü yenilenmeye aç sözlerimiz. Bakınız ne de güzel sesleniyor şair insan; “Ümmeti gözetmem gerekli / ben seni beyaz haber ustası / olasın diye boğmadım-doğurdum

Gün tepeme değsin öğleye durayım / gün tepene değsin öğleye durasın / kökleri hem derinleri hem sığları sarmış / durmaksızın nimet devşiren / ceviz ağacının altında / öğleye durmayı / hiç düşündün mü ağaç neden hayvan değil: çünkü kan'dır hayvan / damardır ağaç”

Zarifoğlu üzerine yazılmış ve söylenmiş sözlerin çokluğu ve asudeliğinin yanı sıra, hakkında yalnız takdir mevcuttur. Ki şu ana değin kimse onu eleştirmeye cür'et edemedi. Kendini hep ikinci yeninin dışında sayan fakat aslında ikinci yeninin temel taşlarını oluşturan Zarifoğlu, tek başına bir yeniyi temsil etti hayatı boyunca da denilebilir. Kendisine zor anlaşılan şiirler yazdığı söylendiğinde ve sebebi sorulduğunda; “…Tarzım bu. Zor anlaşılırlık şiirin kendisinde olmalı. Ben bir amaçla yola çıkıyor değilim. Burada şu sorulabilir; Acaba zor anlaşır şiirler mi var, yoksa zor anlayan şiir okuyucuları mı?” şeklinde cevap verdi.

“…Şimdilerde şiirin ayağı yere basmalı diyorum, şairlere, yeni yeni şiire koyulanlara anlaşılır olmalarını salık veririm. Bir Yunus Emre olmak isterdim… Şair veya başka bir şey, bir mihenk taşımız var. Mücerret şiir açısından iyi veya kötü şairler olabilir ama ilk kıstasımız şairlik değil. İlk kıstas İslâm’dır. Değindik bir kere, İslâmi duyarlılık sahibi mi değil mi? Değilse ‘iyi şair’de olsa, aslında ona söz hakkı tanımamak gerek. Allah Resûlü onlardan bazılarına ölüm fermanı bile çıkardı. İslâm’dan başkasına söz hakkı yoktur."


“…Çoğu kez şiirin şairinden bağımsız olduğunu düşündüm. Şiir kendisi var. Bir rastlantı ile değil, tersinebir özel irade ile çıkıyor yeryüzüne. Şair şiirin aleti olmalı” şeklindeki sözleri onun İslâmi kimliği ve ümmete göstermiş olduğu hassasiyeti de açıkça ortaya koyuyor. Her ne kadar gençlik yıllarında serazat ve bohem bir şair-Zarifoğlu var idiyse de, ilerleyen yaşlarında toplumsal bir şair-insan gözlemliyoruz. Bunun yanı sıra Alman edebiyatı okuduğundan mıdır bilinmez, pek Rilke okumadığı halde Rilkevarî yazdığı söylenir. Ve şu ana dek eserlerinde göze çarpan başka bir özellikte bütün şiir kitaplarının ilginç, masalsı yada kurgusal bir minvâl üzere hayat buluşudur.

Kendisinden dinleyelim bunu; “…Şiir kitaplarımın isimlerine sıra ile bakarak, gerçekten özel bir serüvene tanık olmak mümkün. İşaret Çocukları; bir bakıma işaret edilen, gösterilen, seçilen çocuklardır. Bunlarda bir takım manevi yetenekler vardır. Bunlar büyürler ve güzel adamlar olurlar. Yedi Güzel Adam başlıklı kitap ve içinde yer alan şiirler, bu güzel adamları anlatır. Fakat bunlar adeta dünyevî, maddî bir mücadele içindedirler. Soylu bir davanın kavgasını yaparlar. İçlerindeki soyluluk, manevî güç bu kitapta daha çok irilik, adale kuvveti ve şecaat şeklinde belirginleşir. Öfkeli adamlardır bunlar, iri gövdelerine, rüzgârlı başlarına rağmen, ipince bir yürekleri vardır. Hassastırlar. Âşık olurlar. Sevgilileri bu anlatılan atmosfer içinde biraz belirsizdir. İyi gören gözler, bu şiirleri okuduğunda, sevgilinin zaman zaman bir kadın, zaman zamansa manevî bir özellik olduğunu görür… Ve işte bu kitaptan sonra, Menziller gelir. Bu güzel adamlar belli bir menzile doğru yola koyulurlar. Allah ve Peygamber sevgisi, dünya ihmal edilmeden ön plana çıkmaya başlar. Ve tasavvufî algılama daha netleşir. İşte son kitabımız olan Korku ve Yakarış, menzile doğru yol alan güzel insanların, bu mü'minlerin vardıkları makamdır, havf-ü reca makamı.”

İçimden geçen zarif adamı anlatmak için koca dağlar yüklüyorum omuzlarıma. Ki dağlar kadar kıymetim olsun onun nazarında. Sözlerini bir ipe geriyorum, sonra kurutuyorum güneşinde dünyaların. Harflerini öğütüyorum harmanımda, geleceğin zarif oğullarına nimetler saklıyorum böylece. İçimden geçen gün dönümü şiirlerden, gecelerime ışık dokuyorum. Işıkta karanlıktır çünkü gözleri alınmış yüreklere. Bakıyorum, ismimin baş harfleri acz tutuyor. Acziyetten gelmeyiz işte, tam’a yürüyen adımlar ürkekleşiyor birden. Hep bir acı doyuruyor karnımızı, ne çok acı var diyoruz, ne çok… Sanki acı olmasa aç kalacağız, acı olmasa çıplak.


Ah şu yalnızlık, kemik gibi / ne yana dönsen batar”. Ama biz o yalnızlığı alır, şiir yaparız harflerden. Üfleriz kalabalık insanlara. Heyy insan deriz, etrafında dönüp durduğun o kibir denizi de neyin nesi?Üstelik isminin baş harfleri acz tutuyorken.

O yazdıkça, yüreklerimiz notalarında akıp dururken, mutlaka onun adına da yazacaktır birileri. Ben acz’iyyetimle elime devşirdiğimde kalemi, hangi cümleden yakamı sıyırsam da bir kendime dönsem diye hayıflanırken, altı çizilecek cümleler devleşiyor önümde. İyisi mi diyorum, kalsın cümle, kalsın harf, kalsın ses, ben sükûtumu yükleneyim bu duruşta. Ve hazır olda şiirler bekleteyim bu zarif adamın kelâmı önünde.

Hayatında acıyı ve hüznü birbirine karıştırmadan yaşayan, hep maddeden cimrilik gören, okul yıllarında çıkardığı ilk şiir kitabının taksitlerini okul harçlığı ile ödeyen ve buna müteakiben her ay başı, bankadan kitabevine kadar süren bir zenginlik yaşayan Zarifoğlu, umarız hak ettiği yeri daima bulur.Çoğunlukla şair yüzü ile edebiyat aynasında dem bulmasına karşın, edebiyatın her alanında atını koşturmuştur şair insan. Özellikle çocuk edebiyatı alanında bıraktığı eserleri, aslında ‘çocuğum sana söylüyorum, büyüğüm sen anla’ esprisi içinde gelişmiştir. Tek kelime ile örnek bir şahsiyet olan Zarifoğlu’nu ve şiir diyalektiğini Konuşmalar kitabında o dönem arkadaşlarından da dinleyebilirsiniz.

Ben derim ki son söz olarak, bir Zarif şiir tutturun bu dem dilinize, göreceksiniz söz neymiş, hayat ne kelime.


O sabah camiden ezan sesi gelmedi

korktum bütün insanlar bütün insanlık adına”

 

Mehlika Toyga / Edebiyat Ortamı Dergisi, Sayı: 8

 

Yorum yaz!

2009-06-19 15:21:07 - ....selam

Yazan: kardem
canım dostum;
bu yazın için özellikle teşekkür etmeden geçemiyeceğim,çok çok teşekkürler,
kalemine kuvvet,bu arada nasılsın can dost?
Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Bencileyin

Beyrut'un gözyaşları şimdi, Kudüs'ün yanıbaşında, Müslümanlarsa uzakta, Sanki başka, Gelinmez bir dünyada... Bir gün ister istemez, Karşısında olacaksın kaçtıklarının. Dua et, O gün henüz mahşer olmasın...

Gri Umman

Mihenk
Rûznâme
Gri Sandık
Ali Ural
Ali Şeriati
Ali Çolak
Ali Bulaç
Aliya İzzetbegoviç
AleminRenkleri
Akif İnan
AralıkEdebiyat
Ahmetturanalkan
AyVakti
AyBurcu
AşkarDergi
Azam Ali
AnalitikBakış
BeyazBulut
BeyazGemi
Bizim Külliye
BuruciyEdebiyat
Büyük Doğu
Cahit Zarifoğlu
CafCaf
CafeSiyaset
Cemal Süreya
Cemaat
Cemil Meriç
DerGibi
DergaH
DinoMerlin
DiriliŞ
DünyAbülteni
DünyAbiziM
DoğuBatı
EdebisTan
Electronicintifada
Eşik Cini
Ey Sareban
FaridFarjad
Frm-Hadis Çizgi
Genç -Dergi
Gül Yetiştiren Adam
GoncaDergi
HaberSaati
Hakan Tunçbilek
Hakan Albayrak
HecE
Hermann Hesse
Haber-7
İHH
İsmet Özel
İsmail Kılıçarslan
İtüSözlük
İzEdebiyat
İzdihaM
Karagöz Edebiyat
Kardeş Kalemler
KitapYurdu
Kertenkele -Dergi
KentKitap
KritikDergi
KurtubA
Kur'anî Hayat
KörpeKalemler
Külliyat
Lara Fabian
LenaChamamyan
Loreena McKennıtt
Maher Al-Me'aqli
Mahsus Mahal Dergi
Majid Majidi
Malcolm-X
Malcolm-X Vakıf
Malcolm x / official web site
MaverA
MazlumDER
Mehmet Akif Ersoy
Minare-dergi
Millî Gazete
Mustafa İslamoğlu
Mustafa Nazif
Mohsen Namjoo
Mustafa Kutlu
Mustafa Ruhi Şirin
Murat Menteş
Mihail Nuayme
NFK
Nazım Hikmet
Nazan Bekiroğlu
Nizar Kabbani - Resim Dersi
Nuri PakdiL
OkumaYeri
OsmanlıcaTürkçe
ÖyküzeN
PressMedya
Rainer maria rilke
Rachel Corrie
RıhleDergi
Ramy Sabry
Sadık Yalsızuçanlar
SanatAlemi
SayhA
SeriGündem
Steve Mccurry
Son Ali
SühanDergi
TaraF
Tarık Tufan
TasavvuR
Tasfiye -Dergi
TimeTurk
TDK
TYB
TelveDergi
VuslatDergi
Yalnızlık Sözleri
YasakMeyve
Yaşar Kemal
Yen!lg!
Yedi-İklim
YeniSafak
Yeni DünyaDergi
Yıldız Ramazanoğlu
Yolcu DerGisi
ZamaN
ZenciDerviş
The MalcolmX Museum
Nurdal Durmus
Siraze
Düş Sokağı
Aşkın e- Hali
Ekşi Sözlük
FotoKritik
Aşkın Elif Hali
TakvaKöyü
VladStudio
GriTragedya
Dergi-lik
AZ-Edebiyat
Berceste
Bir Nokta
Derkenar
Kitap-lık
HaksözHaber
UmranDergi
Murat Menteş'i ilgilendirir
AltKitap
Metis Seçkileri
Can Yayınları
C. Zarifoğlu'na İmzalı Kitaplar
Yıldızramazanoğlu'nu Yazıları
Radyo Kahire

Ayrışım

Hane-i Dost

kafdagi
sessizyusuf
xemgin
suskunadam
mistikozan
ogzulmart
mehmet toprak
eleminaz
ozgurkursun
gzbks
feyne
biryaprakmisali
cundullahresul
necipgenc
filbahar
sepia17
aztoprak
cevatakkanat
gathering
araf21
safakkk
huznuyar
Mustafa Çolak
ilayusuf
beyazkalemim
kalemasigi
keremmisali